İlişkide Varsayım Tuzağı - Açık İletişimle Güçlenen İlişkiler
- Berçin Özkırım

- 13 Şub
- 2 dakikada okunur
Çift ilişkilerinde en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Bunu neden yaptığını biliyorum.”
Gerçekten biliyor muyuz?
Yoksa bildiğimizi mi sanıyoruz?
İlişkilerde niyet okuma, partnerimizin davranışının arkasındaki düşünceyi ve amacı sormadan varsayma eğilimidir. “Beni önemsemediği için geç kaldı.” “Bilerek böyle konuştu.” “Aslında beni cezalandırmak istiyor.” Bu cümleler çoğu zaman bir kanıta değil, bir yoruma dayanır. Fakat zihin yorumlarını gerçek gibi sunma konusunda oldukça ikna edicidir.
Sosyolojik perspektiften bakıldığında, her birey ilişkiye kendi aile kültürünü, öğrenilmiş iletişim biçimlerini ve toplumsal rol beklentilerini getirir. Birinin “normal” kabul ettiği bir davranış, diğerinin geçmiş deneyimlerinde “reddedilme” anlamına gelebilir. Aynı olay, iki farklı hayat hikâyesinde iki farklı anlama dönüşebilir.
Sorun çoğu zaman davranışın kendisi değildir; o davranışa yüklediğimiz anlamdır.
Niyet okuma devreye girdiğinde süreç genellikle şöyle ilerler:
• Bir davranış olur.
• Davranışa bir anlam yüklenir.
• Yüklenen anlam kesin gerçek kabul edilir.
• Tepki, gerçeğe değil yoruma verilir.
Böylece çiftler, birbirleriyle değil; zihinlerinde yazdıkları senaryolarla çatışmaya başlarlar.
Oysa sağlıklı ilişkiler tahmin üzerine değil, açıklık üzerine kurulur. “Beni umursamıyorsun” demek ile “Bu durumda kendimi geri planda kalmış hissettim” demek arasında büyük bir fark vardır. İlki suçlar, ikincisi paylaşır. İlki savunma yaratır, ikincisi yakınlık.
Romantik mitlerden biri şudur: “Beni seviyorsa zaten anlar.”
Gerçekte ise sağlıklı ilişkiler, anlaşılmayı beklemekten çok anlatabilme cesaretiyle güçlenir.
Açık iletişim; varsaymak yerine sormayı, etiketlemek yerine merak etmeyi, suçlamak yerine duyguyu sahiplenmeyi gerektirir.
“Bunu neden yaptın?” yerine
“Bu davranışın arkasındaki düşünceni benimle paylaşır mısın?” diyebilmek ilişkiyi dönüştürür.
Çünkü güven, zihin okumayla değil; şeffaflıkla inşa edilir.
İlişkilerde en yıpratıcı şey çoğu zaman kötü niyet değil, konuşulmayan niyet varsayımlarıdır. Niyet okumak kısa vadede kontrol hissi verir; fakat uzun vadede mesafe üretir. Açık iletişim ise risklidir, kırılganlık içerir; ama gerçek bağın kapısını aralar.
Belki de ilişkilerde sorulması gereken en önemli soru şudur:
“Şu an bildiğim şey gerçekten onun niyeti mi, yoksa benim yorumum mu?”
Çünkü güçlü ilişkiler, tahmin edilen duygularla değil; paylaşılan duygularla büyür.





Yorumlar